Dokundurabilirsin!

Gece gece uykum kaçmış bir vaziyette karşınızdayım. Çok acayip filozofik bir yazı olamaycak ama son günlerde kendimi hissettiğim Facebook DÜRT özelliği gibi karmakarışık ve anlamsızım. Nedenini bilmediğim boğuşmalar içinde iki duvar arasında durmadan sıkışan biri gibiyim. Göbeğim var evet. Saklayabileceğim kadar ufak birşey de değil üstelik. Ama asıl mesele bu değil. Benim kendi vücudumdan önce kafam o kadar yoğun ve jölemsi ki durmadan kaynama noktasına yaklaşıyor.

Kıvrımlarından koparılmaya çalışan beynim bin parçaya bölünmekten, o kafamda 2 buçuk yaşımdan kalan ameliyat yerinden fırlayacak gibi oluyorum. Korkmuyorum en nihayetinde akan jölemsi şey benim beynim oalcak. Sadece hoşafa dönmüş düşüncelerimin ortaya çıkması konusunda endişeliyim. 10 dakika önce benle güzel muhabbet ederken bir on dakika sonra inanamayacağınız küfürleri bilgisayar karşısında söylerken bulabilirsiniz bu aralar beni. Yorgunluk, iş yoğunluğu, -hiç takmasam da kafama- stres, müşteriler vb. Dünya halinden çıkıp şu ruhani silüetime bürünesim geliyor bu gece.

Meditasyon yapmaya kalksam nirvanaya ulaşırken Red Hot Chili Peppers  grubu ile karşılaşacağımı falan sanıyroum 🙂

Neyse ben baya bi uzattım bu gece yazısını. Size Grup Vitaminden Can Touch This veriyorum bir doz 🙂