Son ki, üç, dört…

Hayat… Sondan başlamamızın mümkün olmadığı ve hatta “Rewind” tuşuna basıp geri almaya vaktimizin dahi olmadığı süreklilik. O kadar hızlı ki durdurmak için önüne atlayacağımız kurşun bile hızına yetişemiyor. Bir nefeste verilecek tüm hatıralarımızın süresini o kadar kısa tutuyoruz ki ömrümüz boyunca, hatırlanması gerektiğinde aklımızda kalanların birer “hiç” olduklarını farkediyoruz.

Yaz aşkları gibi geliyor belki de yaşadıklarımız bize. Yaz aşkları kısa sürmez. Biz onu öyle farzediyoruz. Bilmediğimiz ise aklımızın hep kayıtta olduğu. Sadece biz geri getiremiyoruz. Not tutulacak hayatlar yaşıyoruz her birimiz ve özgürlüklerimizi o kadar kısıtlıyoruz ki… Kendi başımıza kaldığımızda sadece uyumaya vakit bulabiliyoruz. Rutinliklerin dışına çıkmak düşüncesiyle uykumuzda bile karşılaşmaktan kaçınıyoruz bu aralar. Etrafınıza bakın. Sizin yaşantınız gibi monotona bağlamış binlerce hayat göreceksiniz.

Son trendimiz. “Para“! Önemsemiyorum parayı. Biz hep “büyük adam” olmak istedik. Şunu unuttuk. Biz ne kadar büyürsek büyüyelim, bizden büyükler hep vardır. Yaşamın tadınızı çıkartmak yerine kafamızı hep kuma görmüyoruz. Yok muyuz, var mıyız? Farkındamıyız? Hiç sanmıyorum.

Ölümün tadını almaktan kortuğumuzdan elimizi, kolumuzu, parmaklarımızı tahtalara vurup kulak mememizi çekiştiriyoruz. Birgün şarap içerken, izbe bir sokak köşesini cennetim sanıp ölebilirim. Sizin için de aynı şey geçerli. “Ay olur mu öyle şey demeyin” şimdi. Bayanlar için de ne durumda olacakları belli olmayabilir. Sevginizin tükenmesinden önce söylediğiniz bazı cümleleri geri alamayabilirsiniz. Ya da siz daha söyleyeceklerinizi kafanızda planlarken çok çok uzaklarda kalabilir o sözcükler bir anda. Boğazınızın dibine sıkışan ne varsa çıkarıp söyleyin. Vaktiniz az.

Ne bu dünya yarın yok olup gidecek, ne de kıyamet yarım saat sonra kopacak. Siz şimdiden nasıl yaşamak istiyorsanız yaşayın, kime söylemediğiniz cümleleriniz varsa avazının çıktığı kadar bağırarak söyleyin. Sarhoş olun gene söyleyin, ne farkeder…

Gene moda bağladım dimi. Bu yazı nerden çıktı şimdi diyenleriniz olabilir…. Evet İNCİR REÇELİ‘ ni izledim…

Sezai Paracıkoğlu ‘nu dinlerken bir daha okuyun…

Selametle…